Kompakt Disk Blog

"Dinle, oku, gör: Müzik, kitap, film"

Pink Floyd etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Efsanenin Dönüşü: Pink Floyd / The Endless River

Pink Floyd'un yeni albüm duyurusunu buradan yapmıştım. O günden bu güne hiç geçmeyeceğini düşündüğümüz 4 ay geçmiş ve muhtemelen son Pink Floyd albümü olacak The Endless River bu cuma yani 7 Kasım 2014'te piyasaya çıkıyor. Gözümüz aydın.

Tabi bu zaman zarfında Pink Floyd albüm kayıtlarının bir kısmını yayınlayıp, heyecan seviyemizi yükseltmeyi de başardı. Aşağıdaki kaydın tamamını dinlemek için sabırsızlanıyorum doğrusu.


Tracklist şöyle;
Things Left Unsaid
It's What We Do
Ebb And Flow
Sum
Skins
Unsung
Anisina
The Lost Art Of Conversation
On Noodle Street
Night Light
Allons-y (1)
Autumn'68
Allons-y (2)
Talkin' Hawkin
Calling
Eyes To Pearls
Surfacing
Louder Than Words

Ayrıca albüm daha piyasaya çıkmadan yılın en çok ön sipariş alan albümü olmayı başarmış. Beklentimiz zirve yapmış durumda. Bu tutumun kaynağı David Gilmour'un 'Eskiden müzik bu kadar çabuk tüketilmezdi. Alınan albümler uzun süre dinlenirdi çünkü istenilen albümü bulmak için zaman ve emek harcanırdı.' açıklamasının etkisi var mıdır bilinmez.

Belki Gilmour müziğe zahmetsiz ulaşmak konusunda haklı. Bu sebeple müzik de diğer her şey gibi daha çabuk tüketiliyor. Fakat buna direnmenin manası yok. Bu devirde kimse illegal yöntemlerle film ve müzik elde edilmesini engelleyemez. Engellemeye çalışırsınız, teknoloji bu yeni duruma göre hemen evrilir. Bu durumda en doğrusu, çağın getirdiklerine direnmek yerine yeni çözümler üretmektir. Radiohead'in The King of Limbs albümü çıktığında yaptıkları sistem güzel bir örnek. 9$'lık bir ücret karşılığı albümün sitesinden mp3 format ile tüm şarkıları bilgisayarımıza indirebildik. Üstelik illa ben Plak/CD isterim diyenleri düşünüp böyle bir seçenek sundular. Eskiye dövünmek yerine yeni yöntemler denemek lazım. Biz istesek de istemesek de zaman değişiyor.

The Black Keys'ten Harika Bir Şarkı: Weight of Love

Sevdiğim gruplardan The Black Keys'in Turn Blue albümü Mayıs 2014'te piyasaya çıkmış bulunmakta. Dan Auerbach(vokal, gitar) ve Patrick Carney(davul) ilk stüdyo albümlerini 2002'de çıkardı. Turn Blue, The Big Come Up(2002)'tan bu yana ikilinin 8. albümü.


Grubu keşfim 2010 yılında çıkan Brothers albümüne dayanıyor. Hem Brothers hem de 2011 yılında çıkan El Camino baştan sona dinlenebilecek kalitede güzel albümlerdir. Dinledikçe daha da çok sevilir.


Albümün tamamını henüz dinlemeden açılış şarkısına takılıp kaldım. Albüm, 7 dakikalık uzun bir şarkı olan Weight of Love ile açılıyor. Hem elektronik hem blues hem de psychedelic sound'un hakim olduğu şarkıya gerçekten bayıldım. Pink Floyd tadı da almak mümkün. Şahane bir şarkı olmuş. Önümüzdeki günlerde ne dinleyeceğim belli oldu. Weight of Love.

Pink Floyd'dan Yeni Albüm: The Endless River

Pink Floyd gitaristi ve solisti David Gilmour'un eşi Polly Samson, cumartesi günü aşağıdaki tweet'i attı. Pink Floyd'un yeni bir albüm hazırlığında olduğunu söyledi. Hatta tarih verdi ve Ekim ayında "The Endless River" adlı albümün piyasaya çıkacağının duyurusunu yaptı.

Samson, ayrıca 'Rick Wright'ın 1994 yılındaki bestelerine dayanıyor ve çok güzeller' diyerek içerikten bahsetmiş oldu.


94 yılında piyasaya çıkan The Division Bell albümünün üstünden 20 yıl geçti. Yeni albümde, The Division Bell kayıtları sırasında bestelenen ve albümde kullanılmayan şarkıların olacağı söylentiler arasında.


Merakla bekliyoruz. Bu haber üstüne bir Pink Floyd şarkısı dinlenir.

This is England



İzlediğiniz video This is England'ın jeneriği. Toots & The Maytals’ın 54-46 Was My Number şarkısı eşliğinde filmin geçtiği dönemin tarihsel ve kültürel olaylarından seçilmiş görüntülerle başlıyor. Jeneriği izlerken çok güzel bir filmin başlayacağı hissi bütün vücuduma yayıldı resmen.

2006 yapımı filmi izlemekte epeyce geç kalmışım. Bu şahane filimin yönetmeni Shane Meadows.

Film 12 yaşında ki kahramanımız Shaun'un sabah okula gitmek için uyanmasıyla başlıyor. Babasını Falkland Savaşı'nda kaybeden Shaun yalnız ve içine kapanık bir çocuktur. Babasının ölümünü de kabullenemeyen Shaun okulda ettiği bir kavga sonrası annesine taşınmak istediğini bile söyler. Bu kavgadan sonraki sahne Pink Floyd'un 'We Don't Need Your Education'ına gönderme niteliğinde, okulda resmen dayak var.


Tüm bu buhranların arasında Shaun köprüaltında dazlaklar Woody ve arkadaşlarıyla tanışır. Kendisinden yaşça büyük bu grupta lider Woody'nin koruması altına girer ve birdenbire grubun maskotu, sevileni haline gelir. Saçlarını kazıtan Shaun'un yaşça hayli büyük olan Smell ile de sevgili olacaktır. Artık Shaun aidiyet duygusu olan mutlu bir çocuktur.

Şahane takılan ekibin tadı Woody için hapis yatan Combo'nun gelişi ile kaçacaktır. Combo kendine göre tanımladığı milliyetçilik anlayışı ve şiddete olan eğilimi ile grubu ikiye bölecektir. Combo'ya göre İngiltere İngilizlerindir. Sokakta ingilizler işsiz dolaşırken göçmenlerin ucuz iş gücü oluşturması haksızlıktır. Gelişmiş ve göç alan ülkelerin tipik ırkçılık sorunu. Shaun'un babasına karşı olan hassasiyetinden yararlanarak duygu sömürüsüyle kendine yakınlaştırır. Kendi çocukluğu ile özdeşleştirir. Ama milliyetçilik asla sadece milliyetçilik olarak kalmaz. Şartlar gerektirdiğinde ve ortam uygun olduğunda önce ırkçılığa dönüşür sonra da şiddete.

Film Thatcher İngiltere'sini tüm çıplaklığıyla anlatmış politik bir film. Oyuncuların ağır ingiliz aksanı, doğal oyunculukları ve görüntüler filmi çok gerçekci yapmayı başarmış. Her şeyi Shaun'un gözünden görüyor oluşumuz ise hikayeyi daha da sahici yapmayı başarmış. Neticede büyüklerle takılıyor olsa da Shaun henüz 12 yaşında ve doğru ile yanlışı ayırt edecek tecrübeye de sahip değil. Kötülük yapsa bile kızamıyorsunuz.


Sonuç olarak ben filme bayıldım. Kostümleri, saçları, ağır ingiliz aksanı, 80'ler ambiyansı, diyalogları, oyunculukları, punk havası ve finali ile şahane bir dönem film.